Kayıtlar

BEN GÖLGELERİ

     Her şeyin düzgün gittiğine dair an'lık bir his geliverir içimize. Günlük işler, rutinler eşliğinde o anın o keyifli tıkırlılığında; her aklına gelen fikri uygulayabileceğini hissetiğin o güçlü istikrar istencinde araya sızmaya çalışan ''nedensiz hüzün'' pusuda bekliyor gibi gelir sanki. Nedendir bilemem. Bilemezdim.  Derim ki sadece ''şimdi sırası değil'' Der ki '' sıram yok benim''  ''Ben tam bu zamanlarda gelir denerim seni. İçine öyle bir otururum ki ne yapacağını merak ederim..     Evet ''nedensiz hüzün'' dediğim tüm o hislerin o kendine münhasır gizemliliğini bozdum epeydir. Kendince bir havaları vardı onların. Bir karakter gibi dayatıyordu kendilerini.. Bir takım hallere havalara giren ''nedensizlikler''. En olmadık anlara sızmaya, onları bozmaya çalışan sabotajcılarımdı onlar benim, ben sandığım. Bir müzik tıngırtısında ''geliyoruuuz'' diyen...Bir eleştiri yediğinde g...

''EO'' filmi ve Veganlık

Resim
Polonyalı Yönetmen Jerzy Skolimowski'nin "EO" filmini izlediğim sırada bunu yazmayı planlamıştım. Uzun süredir instagramda kısa paragraflar şeklinde yazma alışkanlığımı bir kenara bırakıp konuları daha okunaklı bir hale getirmenin disiplinine girme eşiğindeydim. Bir türlü yapamadığım çünkü her zaman daha iyisini yapacağımı sandığım veya yapacağım şeyi sonradan beğenmeme ihtimali ile garip pişmanlığa gireceğimin hissini bir türlü bırakamıyordum. Bu ketlenmişlik halinin sebeplerini net olarak bilemesem de iskeletini çıkartabilmiştim bir süredir. Neyse konuya girelim. Film EO adında bir eşeğin yaşamda kalma mücadelesinin gözünden, bizzat ''onun yerinden'', "kendimizi" ve diğer hayvanları da görmemizi sağlaması açısından çok gerçekçi-etkileyici bir film olduğunu söyleyebilirim. Vahşiliği bile isteye "SEÇEN" bir tür olarak insanın korku imparatorluğunu, bir hayvanın bakış açısından hissetmeye yaklaştıran kadraj derinlikleri ve sinematografik...