BEN GÖLGELERİ
Her şeyin düzgün gittiğine dair an'lık bir his geliverir içimize. Günlük işler, rutinler eşliğinde o anın o keyifli tıkırlılığında; her aklına gelen fikri uygulayabileceğini hissetiğin o güçlü istikrar istencinde araya sızmaya çalışan ''nedensiz hüzün'' pusuda bekliyor gibi gelir sanki. Nedendir bilemem. Bilemezdim. Derim ki sadece ''şimdi sırası değil'' Der ki '' sıram yok benim'' ''Ben tam bu zamanlarda gelir denerim seni. İçine öyle bir otururum ki ne yapacağını merak ederim..
Evet ''nedensiz hüzün'' dediğim tüm o hislerin o kendine münhasır gizemliliğini bozdum epeydir. Kendince bir havaları vardı onların. Bir karakter gibi dayatıyordu kendilerini.. Bir takım hallere havalara giren ''nedensizlikler''. En olmadık anlara sızmaya, onları bozmaya çalışan sabotajcılarımdı onlar benim, ben sandığım. Bir müzik tıngırtısında ''geliyoruuuz'' diyen...Bir eleştiri yediğinde göz kırpan...Huzurlu hissetmen gereken bir yerde hiç bir benzetmeye yer veremeyeceğim bir karartı hali...Sanki insancıklar ordusu...Yüzü olmayan insancıklar. Gölge insancıklar...Biz seniz! sloganı atan bir tayfa düşünün koro halinde.. Düşündünüz mü? Ama göremezsiniz. Sen sanıyorsun çünkü. Bir an şüphe duyman kendini inkar etmekle suçlanman demekti.. Ben kendinin inkar süreci değil mi zaten? Sürekli kendini kabul et! denilen çok bilinen argümanlarının suyu çok bulanık değil miydi? Kabul edip sarılmak istemediğim şeyler bir karartı olarak sızıyordu boşluklarıma...Dış ses yankılanıyordu: Kabul et kendini, huzura kavuş! Biraz da bıktım artık akış kakış muhabbetlerden iyice...''An, şimdi, şuan,'' sepet sepet her şeyin içine yedirilen post-humanistik çerezler... Evet dış ses yankılanıyor tekrar: ''İyileşmelisin''! Ya bir susun da şu insancıklarımla bir dalaşmaya gireyim. Bir susun. Hem dıştan hem içten bıdırdanışlar...Son atış kalmış asiliğimi kimseye yediremem.
Ne demiştim bunların gizemli havaları kalmadı gibi. Foyaları ortaya çıkıverdi. Tabi az savaş vermedim değil. Bünyeme yapışan katranlar gibiydiler..Beni perdeleyen bir ben vardı benden içeri..:) Neyse öyle işte...O nedensizlikler azaldı tabi..Geliyor inceden o hüzün hissi bazen..Ama o da itici güç olarak deviniveriyor içimde. Sürüklemiyor karanlığa...Hem sürüklese ne olabilir ki? Yaşamak işte hepsi. Dedim ya insan zorlanmadığında, zor anların içinde olmadığında sınırlarını ve güçlerini-zayıflıklarını anlayamaz. Akış-oluş bunlar hepsi doğru nefes alabildiğin anlar konforu sanki. Nefesinin kesildiği anlar değil mi tüm yaşam anları? Dedim mi böyle bir şey ya. Şimdi dedim işte...Bence iyi konuştum sayın okuyan...
Yorumlar
Yorum Gönder